12 Nisan 2021 Pazartesi

Karbon Vergisini Fosil Yakıt Şirketleri Neden İstemiyorlar?

 İklim krizinin en önemli nedeni kömür, petrol ve doğal gazı çevreye ve iklime verdikleri zararı bile bile yakmamızdır. Bir restoran sahibi, mekanından çıkan çöpü çöp kutusuna bıraktığında belediye gelip bunu toplar ve buna karşılık da restoran sahibi belediyeye belirli bir vergi verir. Siz gidip o restoranda yemek yediğiniz zaman yediğiniz yemeğin fiyatının içine restoran sahibinin verdiği çevre ve temizlik vergileri de dahildir. Ancak aynı şeyi fosil yakıt şirketleri için söylemek mümkün değildir. Onların sattıkları ürünün fiyatına satılan ürünün doğaya verdiği zararın maddi karşılığı dahil değildir. Ekonomide bu kavrama dışsallık diyoruz.

Bir üretici üçüncü kişilere bir maliyet oluşturuyor ya da bir fayda sağlıyor ancak bunun karşılığını finansal olarak almıyor ya da ödemiyorsa, buna dışsallık diyoruz. Her ne kadar tanımda “maliyet ya da fayda” deniyor olsa da günlük hayatta çoğunlukla üreticilerin neden oldukları maliyetlerin karşılığını ödememelerine dışsallık adını veriyoruz. Fosil yakıt tüketiminde de gerek üreticiler, gerekse de tüketiciler bu dışsallığın bedelini ödemediklerinden yüksek bir dışsallık oluşmaktadır.

Fosil yakıt kullanımından kaynaklanan iklim krizinin finansal karşılığı kolaylıkla hesaplanamayabilir. Ancak şunu biliyoruz ki iklim krizi durumunda, fosil yakıt kullanımından kaynaklanan sağlık sorunları ve yanlış taşımacılık uygulamaları devletlere her yıl önemli maddi zarar vermektedir. Bu zararın her yıl tüketilen fosil yakıt miktarına oranlanarak bir fosil yakıt vergisi türetilmesi mümkündür.

PNAS’de bu yıl yayımlanan bir çalışmada, ABD için benzer bir hesap yapılmıştır. Ekonomide fosil yakıtın fiyatını (Q’) ve satış miktarını (p’) arz ve talebin dengede olduğu nokta belirler. Ancak bu noktayı belirlerken yukarıda sözünü ettiğimiz dışsallıklar hesaba katılmaz. Oysa bu dışsallıkların bedelini (MEC Marginal External Cost) hesaba katacak olsak, satış miktarı (Q*) düşerken satış fiyatı (pb*) da artacaktır. İklim krizi açısından baktığımızda bu fosil yakıtlar daha pahalıya satıldığından daha az satılacak ve bu şekilde de sera gazı salımları azalacak anlamına gelir. Ayrıca iklim krizinin neden olduğu problemler arttıkça dışsallıkların da bedeli artacak, bu da satış miktarının düşmesine yol açacaktır, ya da en azından ekonomi bize bunu söylüyor. Peki, bunu neden yapamıyoruz?


Bu grafikte dışsallıkların içselleştirilmemesinden, yani atmosfere saçılan sera gazları ve kirlilikten dolayı üreticilerin bir bedel ödememesinden dolayı fosil yakıt şirketlerinin kazancını (PI) görebiliyoruz. Bu kazancın ABD için senede 62 milyar dolar olduğu düşünülmektedir. Yani ABD hükümeti basit de olsa bir karbon vergisi alacak olsa fosil yakıt şirketleri yıllık 62 milyar dolar kaybedecekler. Bu miktar da vergi olarak ceplerinden çıkacak değil. Sadece sattıkları ürün miktarını azaltmak zorunda kaldıklarından bu parayı kaybedecekler. Ancak bu aynı zamanda ülke bütçesinden çıkan ve fosil yakıtların verdiği zararı karşılamak için harcanan paranın bir kısmıdır. ABD hükümeti aslında yıllık 568 milyar doları tüm bu zararlar için harcamaktadır. Bu harcamanın %11’i fosil yakıt şirketlerinin kasasına gidiyor kabul edilebilir. Bu miktar doğal gaz ve petrol şirketlerinin kazançlarının %18’ine, kömür şirketlerinin ise tüm gelirlerinden fazlasına karşılık gelmektedir. 

Bu çalışmadan gördüğümüz üzere bir karbon vergisi konulması halinde kömür şirketleri en büyük zarara uğrayacak olan gruptur. Ancak bildiğimiz gibi, kömür de hem iklim krizine hem de insan sağlığına en fazla zarar veren fosil yakıttır. Gene de karbon vergisine karşı savaşı en şiddetle sürdüren de kömür endüstrisidir çünkü olası bir karbon vergisinden en fazla zarar görecek olanlar onlardır.

Ülkemizde, benzer bir yaklaşımla, fosil yakıt şirketleri her yıl 4.8 milyar doları bu dışsallıkların karşılığı olmadığı için kazanıyorlar. Fosil yakıtların neredeyse tamamı dışarıdan geldiğinden de her yıl 4.8 milyar dolar karbon vergisi koymadığımızdan yurtdışına gidiyor demektir. İklim krizine ve insan sağlığına olan etkileri de buna ilave edersek her bağlamda zararda olduğumuz kolayca görülebilir.

1 yorum:

  1. Yıllarca kömür yakarak enerji elde eden, içten yanmalı motor ve petrol endüstrisi ile dünyayı en çok kirleten batılı ülkeler, şimdi Paris anlaşmasını milat kabul ederek, haydi yeşil mutabakat diyorlar. Adil olması için, şimdiye çevreye en çok zarar veren batı ülkeleri, şimdi en çok katkıyı sağlamalı ve sınırda karbon vergisi de o ülkelerden çok daha fazla alınmalı. Son yüzyılda mesela Hırvatistan'ın çevreye verdiği zarar ile İngiltere'ninki bir mi? Yurtdışından kömür ithal etmek gerçekten akıl dışı ancak yerli kömür için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Almanlar Akdeniz Bölgemizdeki'deki bir termik santrali yapıp neredeyse bize hibe ettiklerinde , şartları şuydu, kömürü Kolombiya'dan alacaksınız, çünkü bizim Kolombiya'ya borcumuz var. Like a bad joke!

    YanıtlaSil