Bu yaz farklı geçecek. Bunu meteorolojik bir öngörü olarak değil, bilimsel bir tespit olarak söylüyorum. Dünya Meteoroloji Örgütü ve NOAA verileri net: Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde normalin 6°C üzerinde seyreden dev bir sıcak su kütlesi yavaş yavaş yüzeye çıkıyor. Unutmayın, Pasifik Okyanusu yerküremizin neredeyse yarısını kaplıyor. Buradaki sıcaklıkların artması tüm gezegenimiz açısından ciddi sonuçlara yol açıyor. Bugün yaşadığımız, ölçtüğümüz tarihteki en kuvvetli El Niño'nun başlangıcıdır. Ve bu kez küresel ısınmış bir zemin üzerine geliyor. Temmuz ayının sonundan itibaren sıcaklık rekorlarının kırılması an meselesi.
2003 yazında Avrupa'da 70 bin kişi sıcak hava nedeniyle hayatını kaybetti. Sadece Fransa'da 15 bin! Sadece ağustosta ve sadece ısıdan! Bunun üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçti ama o yazdan çıkan ders hâlâ hafızalarda: Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu yalnız yaşayan yaşlılardı ve o gün kapılarını çalan tek bir komşuları olsaydı bu ölümlerin büyük bölümü önlenebilirdi. Paris'te ağustos tatili geleneği vardır; şehir boşalır, komşular gider, yaşlılar evlerinde kalır. 2003 yazında binlerce kişi sessizce, kimse fark etmeden hayatını kaybetti. Fransa bu dersi ağır ödedi ve sonrasında ulusal düzeyde sıcak hava dalgası acil eylem planı kurdu, yaşlı nüfusu kayıt altına aldı, komşuluk ağlarını organize etti. Biz bu dersi almadan aynı sınava girecek miyiz?
Türkiye'de 65 yaş üstü nüfus 8,5 milyonu aştı ve her geçen yıl artıyor. Bu nüfusun önemli bir bölümü kentlerin eski dokularında, klima erişimi olmayan binalarda yalnız yaşıyor. Yalnızlık meselesi salt demografik bir veri değil. Türkiye hızla modernleşirken geleneksel mahalle dokusunun çözüldüğünü hepimiz hissediyoruz. Bir zamanlar kapı komşusunun halini sormak olağan bir davranıştı; şimdi aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirini tanımayan insanlar var. Sıcak hava dalgası bu yalnızlığı ölümcül hale getirebilir. Çünkü yaşlı bir insanın vücudu sıcak havayı genç bir insanın vücudu gibi yönetemiyor. Termoregülasyon kapasitesi azalıyor, susuzluk hissi körleşiyor, dehidrasyon fark edilmeden ilerliyor ve yanınızda kimse yoksa yardım çağıramıyorsunuz.
Çözüm karmaşık değil: Bir kapının tıklatılması. Sıcak bir yaz gününde yalnız yaşayan yaşlı komşunuzu ziyaret etmek, bir bardak su ikram etmek, "İyi misin?" diye sormak. Baş dönmesi, aşırı terleme, bilinç bulanıklığı görüyorsanız hemen yardım çağırmak. Bu jesti sistematik hale getirmek, organize etmek, sürdürülebilir kılmak mümkün. Bazı belediyeler bu yaz için tam da bunu planlamaya başladılar bile.
Türkiye'nin elinde güçlü bir araç var: Mahalle Afet Gönüllüleri. Binlerce eğitimli gönüllü her mahallede örgütlü, komşuluk bağlarını bilen insanlar. Deprem, sel ve yangın için hazırlandılar. Ama sıcak hava dalgası da diğerleri gibi bir afettir; hatta daha sessiz, görünmez ve öldürücü. Bu gönüllülere tek bir mesaj yeterli: Sıcak günlerde yalnız yaşayan yaşlı komşunun kapısını çal, kontrol et, yardım et. Bütçe gerektirmiyor, yeni yapılanma gerektirmiyor, sadece var olan bir örgütün doğru yöne bakması gerekiyor. Bir de KVKK gibi bir konudan uzak durmak gerekiyor. Komşunuzun adı, soyadı ya da T. C. kimlik numarası değil buradaki konu; karşı kapınızda yardıma ihtiyacı olabileceğini bildiğiniz bir kişi olmasıdır. Bu kişinin yaşlı olması bile gerekmez. Sıcak hava dalgası üzerimize çöküp elektrikler kesildiğinde hepimizin desteğe ihtiyacı olacak.
Bu yaz kaç yaşlı komşumuzun kapısı çalınmayacak? Bu soruyu sormamak için çok geç olmadan harekete geçmek gerekiyor. Komşunuzun kapısını tıklatın. Bugün.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder